Osmanlı Feodalitesinde İç ve Dış Krizler

1185 ve 1187 seneleri arasında kuvvetli bir Türkmen akımı var. Göçebelerin çoğalması anti-feodal reaksiyonu güçlendirmesi bakımından önemli.

Göçebelerin anti-feodal reaksiyonu karşısında aristokrasinin ideolojisini ifade eden tarikatlar var. Daima egemen aristokrat sı­ nıfla beraber olan ve ondan destek alan Mevlevîlik bunlardan biriydi. Mevlana ve oğlu Veled, her dervişin bir zenaat öğrenmesi ilkesini koyuyorlardı. Şeyhler, müridlerini tâbi kıldıkları iş mükellefiyeti sayesinde zenginleşmekteydiler. Türkleri (göçebe) aşağı gören Mevlana, Rumlar üzerinde etkiliydi. Eflâki’nin Mevlana’dan naklettiği «Rumlar yapmak, Türkler yıkmak için» sözü o devrin smıf mücadelesini ifade etmesi bakımından., anlamlıdır. Bu sözgöçebeleri yerleştirmek ve toprağa bağlamak isteyen feodal sınıfın ideolojisinin özünü veriyor.

Yüksek İslam geleneğini ifade eden, yani feodaliteyi temsil eden Mevlevîliğin karşısında göçebe ideolojisi, kökü Batınîliğe da yanan (Batınîliğin bir kolu olan) Babaîlikti. Bu ideolojinin erleri olan dervişler, yüksek İslama karşı ilkel dinî tasavvurlara dayanan halk dininin müritleriydi. Bir derviş hareketi olan Babaîlik ve Baba İshak isyanları Anadolu’daki anti-feodal reaksiyonu ifade etmektedir.

Selçukluların feodalleşme süreci 13. yüzyılda zirve noktasına erişti. Bu yargıya, arazi hukukunun özelliklerinden, tımar ilişkilerine, mülk ve vakıf arazinin istikrara kavuşmasına, vergi sisteminin yaygınlaşmasına bakarak varıyoruz. Bu gelişmeye karşı duran Türkmenler askerî demokrasiden vazgeçerek sınıf egemenliği altına girmeye direniyorlardı. Feodalleşmeyi destekleyen merkezî iktidar yeni teşekkül eden aristokrasiyi kendine bağlamak istiyordu. Bu durum başka bir çatışmayı doğuruyordu: Merkezî iktidar ile feodalleşen göçebe aristokrasisi arasındaki çatışma. Feodalle­ şen göçebe aristokrasisi, kendi boyları mensuplarının feodalleş­ meye karşı hareketlerini, kendi sınıf emelleri için kullanma çabasında idi. Göçebe hareketlerinin karakteri, otlağın ortaklaşa mülkiyeti ve sosyal eşitliğe yönelmesindeydi. Bu sebeple aslında göçebe hareketleri feodalleşmeye, dolayısıyla feodalleşen eski göçebe aristokrasisine de karşıydı. Feodalleşen eski göçebe aristokrasisinin amacı ise, bu hareketleri merkezî iktidara karşı bir yön vermekti. Beylerin menfaati, feodalleşme sürecinin sürükleyicisi olan merkezî iktidar karşısında mümkün olan azamî bağımsız durumu sağlamaktaydı. Bu çatışmaya, feodal ilişkiler içinde artı ürünün paylaşılması mücadelesi gözüyle bakabiliriz.

Antifeodal hareketler içinde en önemlisi Baba İshak isyanıdır. Hareket, barış ve adalete yönelmişti ve mevcut hükumet sisteminin kalkması amacını taşıyordu. Engels’in belirttiği gibi, bu hareketler dinî kıyafete bürünmüş, ekonomik sebepleri olan isyanlardır. Bu hareketler egemen oldukları bögelerde eski ekonomik sistemi geri getirmekteydiler.

Yazar: Doğu Perinçek

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir